Giresunlu turizmci İskender Himmetoğlu, Karadeniz turizminin gelişimi için fındık tarımı ile yayla turizminin birlikte ele alınması gerektiğini belirtti. Türkiye’nin farklı bölgelerinde yıldızlı otellerde yöneticilik yapan Himmetoğlu, Giresun’un turizm potansiyelinin mevsimsel değil, bütüncül bir bakış açısıyla değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.
Fındık hasat döneminin bölgede yerli turizm ve gurbetçi hareketliliği oluşturduğuna dikkat çeken Himmetoğlu, bu sürecin yayla turizmiyle entegre edilmesinin turizm açısından önemli bir fırsat sunduğunu ifade etti. “Fındık mevsimi, doğru planlamayla turizmin ana arterlerinden biri hâline gelebilir,” dedi.
Karadeniz’de kalkınma tartışmalarının yanlış bir ikilem üzerinden yürütüldüğünü vurgulayan Himmetoğlu, şu değerlendirmede bulundu:
“Karadeniz’de kalkınma çoğu zaman ‘ya tarım ya turizm’ şeklinde ele alınıyor. Oysa mesele hangisinden vazgeçileceği değil, hangisinin hangisini taşıyacağıdır. Tarım ve turizm birbirini besleyen alanlardır.”
“Fındık Giresun Ekonomisinin Sigortasıdır”
Giresun ekonomisinin temel dayanağının fındık olduğunu belirten Himmetoğlu, “Fındık bu şehrin en büyük gelir kaynağıdır. Reklamı yoktur, vitrini yoktur ama binlerce haneye düzenli gelir sağlar, köyleri ayakta tutar ve şehri krizlere karşı korur. Fındık, Giresun ekonomisinin zemini ve sigortasıdır,” ifadelerini kullandı.
Turizmin ise Giresun için henüz yeterince değerlendirilmemiş bir kazanç alanı olduğunu söyleyen Himmetoğlu, yatırımların şehir merkezinde yoğunlaşmasının önemli bir hata olduğunu dile getirdi.
“Giresun’un gerçek turizm değeri sahilde ya da betonlaşmış alanlarda değil; Kümbet, Kulakkaya, Bektaş ve Sis Dağı gibi yaylalardadır. Bugünün turisti şehirdeki oteli değil, doğadaki deneyimi arıyor. Yaylaya yapılan yatırım turizm pastasını büyütür,” dedi.
“Turizm Sadece Konaklama Değildir”
Yayla turizminin yalnızca konaklama geliri olarak değerlendirilmemesi gerektiğini belirten Himmetoğlu, turizmin çok daha geniş bir ekonomik etki alanı yarattığını söyledi.
“Ulaşım, yeme-içme, yerel ürün satışı, rehberlik ve küçük işletmelerle birlikte turizm geliri doğrudan yerel halka ulaşır. Bir yayla pansiyonu ya da köy mutfağı, şehirdeki büyük bir otelden çok daha fazla kişiye kazanç sağlayabilir. Turizmin gerçek getirisi köylerde ölçülür,” ifadelerini kullandı.
Fındık ile turizm arasındaki ilişkinin stratejik öneme sahip olduğunu da vurgulayan Himmetoğlu, “Fındık yıl boyu ekonomik istikrar sağlar. Turizm ise mevsimlik ama yüksek gelir potansiyeli sunar. Fındık sayesinde ayakta duran bir şehir, turizmi aceleye getirmeden, doğayı bozmadan ve yaylaları betonlaştırmadan geliştirebilir,” değerlendirmesinde bulundu.
“Turizm Bölgesel Bir Bütün Olarak Ele Alınmalı”
Turizmin il sınırlarıyla sınırlı düşünülmemesi gerektiğini ifade eden Himmetoğlu, Giresun’un komşu illerle birlikte pazarlanmasının önemine dikkat çekti.
“Giresun yaylaları; Ordu sahili, Trabzon’un tarihi ve Gümüşhane’nin doğa rotalarıyla birlikte ele alındığında turistin bölgede kalış süresi uzar ve harcama artar. Bu da kazancın tüm bölgeye yayılmasını sağlar,” dedi.
Açıklamasının sonunda Giresun’un önünde tek bir yol olduğunu vurgulayan Himmetoğlu, şunları söyledi:
“Fındıkla sağlam duran, turizmle yukarı doğru büyüyen bir ekonomi modeli Giresun için en doğru yoldur. Yatırımı şehre değil yaylaya yönlendiren, kazancı tabana yayan ve komşu illerle birlikte büyüyen bir yaklaşım kalıcı kalkınmayı sağlar.”